Canlı maç heyecanını artırmak için bettilt kategorisi ziyaret ediliyor.

Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk Kapsamına Giren Uyuşmazlıklar

Ticari Alacak ve Tazminat Taleplerinde Arabuluculuk Süreci ve Kapsamı

Türk ticaret hukukunda, ticari işletmeleri ve tacirleri ilgilendiren uyuşmazlıkların hızlı bir şekilde çözülmesi ekonomik hayatın devamlılığı için büyük önem taşır. Bu amaçla mevzuatımızda yapılan düzenlemeler doğrultusunda, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli birçok ticari uyuşmazlıkta dava açmadan önce arabulucuya başvurulması yasal bir zorunluluk haline getirilmiştir. Bu durum hukuk dilinde dava şartı (dava açabilmek için kanunen yerine getirilmesi mecburi olan ön koşul) olarak adlandırılmaktadır. Eğer bu süreç işletilmeden doğrudan mahkemeye gidilirse, dava usulden reddedilmektedir.

Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk kurumu, tarafların mahkeme salonlarındaki uzun ve masraflı yargılama süreçleri yerine, tarafsız bir uzman eşliğinde masaya oturarak kendi çözümlerini üretmelerini sağlar. Bu süreç hem zamandan tasarruf sağlar hem de ticari ilişkilerin zarar görmesini engeller. Görüşmeler sırasında konuşulan her şey gizlilik esasına dayalı olduğundan, şirketlerin ticari sırları da korunmuş olur.

Hangi Uyuşmazlıklar Zorunlu Arabuluculuk Kapsamındadır?

Bir uyuşmazlığın bu kapsama girebilmesi için öncelikle Türk Ticaret Kanunu uyarınca “ticari dava” niteliğinde olması ve temel talebin bir miktar paranın ödenmesine ilişkin (alacak veya tazminat) olması gerekir.

Ana hatlarıyla zorunlu arabuluculuk kapsamına giren başlıca ticari uyuşmazlıklar şunlardır:

  • İki tacir arasında ortak ticari işletmelerinden kaynaklanan her türlü alacak ve tazminat talepleri.
  • Kıymetli evraktan (çek, senet, poliçe) doğan alacak tahsili ve kambiyo hukukuna dayalı tazminat talepleri.
  • Bankacılık ve finans sözleşmelerinden, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borç ve alacak uyuşmazlıkları.
  • Sigorta hukukundan doğan, sigorta şirketlerine karşı açılacak tazminat, rücu (ödenen bedelin kusurlu taraftan geri istenmesi) ve alacak davaları.
  • Fikri ve sınai mülkiyet hukukuna ilişkin marka, patent, telif hakkı ihlallerinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri.
  • Şirket ortaklarının şirketten olan alacakları veya ortaklıktan çıkma/çıkarılma süreçlerindeki parasal talepler.
  • Taşıma işleri, lojistik sözleşmeleri ve deniz ticaretinden doğan navlun ve yük hasarı tazminatları.

Burada dikkat edilmesi gereken en kritik husus, davanın sadece bir miktar para ödenmesi talebini içermesidir. Örneğin; bir markanın haksız kullanımının önlenmesi veya bir senedin iptali davası gibi doğrudan para tahsiline dayanmayan davalar ilk aşamada bu kapsamın dışında kalabilmektedir. Ancak paraya ilişkin taleplerle birlikte açılıyorlarsa süreç dikkatle analiz edilmelidir.

Başvuru Süresi ve Dikkat Edilmesi Gereken Hukuki Süreler

Zorunlu arabuluculuk sürecinde yasal sürelerin takibi hayati önem taşır. Yanlış yapılan bir işlem hak kaybına yol açabilir.

  • Arabulucuya başvurulduğu andan itibaren, uyuşmazlığa ilişkin zamanaşımı (bir hakkın istenebileceği kanuni süre sınırı) ve hak düşürücü süreler durur. Süreç bitene kadar işlemez.
  • Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren ticari uyuşmazlığı 6 hafta içinde sonuçlandırmak zorundadır. Bu süre zorunlu hallerde en fazla 2 hafta uzatılabilir. Yani toplamda en geç 8 hafta içinde süreç tamamlanır.
  • Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşma sağlanamazsa, arabulucu tarafından düzenlenen son tutanak dava açma hakkını aktif hale getirir. Bu tutanağın aslı veya onaylı bir örneği, dava dilekçesine eklenerek mahkemeye sunulmak zorundadır.

Eğer taraflar arabuluculuk masasında el sıkışarak bir anlaşmaya varırlarsa, düzenlenen anlaşma belgesi mahkemeden alınacak bir icra edilebilirlik şerhi (anlaşma metnine mahkemece verilen ve icra dairesi aracılığıyla zorla yerine getirilebilmesini sağlayan onay) ile ilam (mahkeme kararı) niteliği kazanır. Bu sayede taraflar mahkeme kararına eş değer, kesin ve bağlayıcı bir çözüme çok kısa sürede ulaşmış olurlar.


Olay: Gaziantep’te faaliyet gösteren bir tekstil üreticisi (A Şirketi), İstanbul’daki bir hazır giyim firmasına (B Şirketi) kumaş satışı gerçekleştirmiştir. Kumaşlar teslim edilmiş ve karşılığında 300.000 TL değerinde bir adet vadeli çek alınmıştır. Çekin vadesi geldiğinde bankaya ibraz edilmiş ancak karşılıksız çıkmıştır. A Şirketi, alacağını tahsil etmek amacıyla doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmak istemiştir.

Hukuki Süreç ve Analiz: Olaydaki uyuşmazlık iki tacir arasında ve kıymetli evraka (çeke) dayalı bir para alacağı olduğundan, mutlak surette ticari zorunlu arabuluculuk kapsamındadır. A Şirketi doğrudan dava açmış olsaydı, mahkeme dava şartı yokluğu nedeniyle davayı usulden reddedecekti. Bunun yerine A Şirketi, adliyede bulunan arabuluculuk bürosuna başvurmuştur. Atanan arabulucu eşliğinde yapılan müzakereler sonucunda; B Şirketi ekonomik darboğazda olduğunu beyan etmiş, A Şirketi ise uzun mahkeme süreçleriyle uğraşmak istemediğini belirtmiştir.

Sonuç: Görüşmeler neticesinde taraflar, borcun 250.000 TL olarak revize edilmesine ve ikişer ay arayla 2 eşit taksitte ödenmesine karar vererek anlaşmışlardır. Hazırlanan son tutanak taraflarca imzalanmış ve uyuşmazlık mahkemeye gitmeden, sadece 3 hafta içinde barışçıl ve kesin bir şekilde çözüme kavuşturulmuştur.


Sıkça Sorulan Sorular

1. Ticari davada arabulucuya gitmeden doğrudan dava açarsam ne olur?

Mahkeme, davanızı dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddeder. Bu durumda hem zaman kaybedersiniz hem de yaptığınız mahkeme masrafları ve harçlar üzerinize kalabilir. Yeniden arabulucuya başvurup süreci baştan yürütmeniz gerekir.

2. Arabuluculuk toplantısına katılmak zorunlu mudur? Katılmazsam ne olur?

Geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, ileride açılacak davada haklı çıksa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Bu nedenle davet alındığında toplantıya katılım sağlamak yasal olarak büyük önem taşır.

3. Arabuluculuk masasında anlaşmak zorunda mıyız?

Hayır, arabuluculuk tamamen gönüllülük esasına dayanır. Arabulucu sizi anlaşmaya zorlayamaz. Eğer sunulan teklifler ticari menfaatlerinize uygun değilse anlaşmama tutanağı imzalayarak süreci sonlandırabilir ve mahkemede dava açabilirsiniz.

4. Arabuluculuk ücretini kim öder?

Taraflar anlaşmaya varırlarsa, arabuluculuk ücreti aksine bir karar alınmadığı sürece yasal tarife üzerinden taraflarca eşit olarak ödenir. Eğer anlaşma sağlanamazsa, süreç boyunca yapılan masraflar ileride açılacak davada haksız çıkan taraftan tahsil edilmek üzere geçici olarak Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.


Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Hukuki süreçlerinizde ve arabuluculuk görüşmelerinde hak kaybına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now