Arabuluculuk Başvurusunda Karşı Tarafın Yanlış veya Eksik Gösterilmesinin Hukuki Sonuçları ve Çözüm Yolları
Hukuk sistemimizde iş, ticaret ve tüketici uyuşmazlıkları başta olmak üzere birçok alanda arabuluculuk dava şartı (dava açmadan önce kanunen başvurulması zorunlu olan yol) olarak kabul edilmiştir. Vatandaşlar veya şirketler, hak kaybına uğramamak adına bu süreci başlatırken arabuluculuk bürolarına başvurmaktadır. Ancak başvuru esnasında, uyuşmazlığın karşı tarafının unvanı, adı, soyadı veya mersis numarası gibi bilgilerin yanlış girilmesi sıkça karşılaşılan bir hatadır. Arabuluculuk yoluna başvuruda yanlış taraf bildirilmesi, ilerleyen süreçte açılacak davanın usulden reddedilmesi riskiyle karşı karşıya kalmanıza neden olabilir.

Arabuluculuk bürosuna yapılan başvurularda husumetin (dava açılacak doğru kişinin/kurumun) yanlış yönlendirilmesi, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre farklı sonuçlar doğurur. Eğer zorunlu arabuluculuk sürecinde doğru kişiye davet gönderilmez ve süreç doğru tarafla yürütülmezse, mahkeme açılan davayı dava şartı yokluğu (gerekli yasal ön şartın yerine getirilmemesi) sebebiyle usulden reddedebilir. Ancak Yargıtay’ın güncel içtihatları (yüksek mahkeme kararları) ve hukuki ilkeler, bu konuda tamamen katı bir tutum sergilememekte, belirli durumlarda düzeltme imkanı tanımaktadır.
Arabuluculuk Sürecine Katılmak zorunda mıyım ? yazımızı okumak için
Arabuluculuk başvurusunda yapılan taraf hataları genel olarak iki ana grupta incelenmektedir:
- Maddi Hatalar ve Unvan Yanlışlıkları: Şirketin tam unvanının eksik yazılması, şahıs firması ile şirket tüzel kişiliğinin karıştırılması veya isimdeki harf hataları gibi durumlar maddi hata olarak kabul edilir. Bu tür durumlarda somut uyuşmazlığın niteliğinden doğru tarafın kim olduğu açıkça anlaşılabiliyorsa, mahkeme davayı doğrudan reddetmemelidir.
- Tamamen Farklı Bir Kişinin Bildirilmesi: Hukuki ilişkinin hiç bulunmadığı, tamamen alakasız bir üçüncü kişinin veya yanlış şirketler topluluğu üyesinin arabuluculuğa dahil edilmesi durumudur. Bu durumda arabuluculuk süreci hiç işletilmemiş sayılabilir.
Yargıtay kararları doğrultusunda, arabuluculuk başvurusundaki taraf bilgisinin hatalı olması halinde mahkemenin izlemesi gereken yol taraf teşkilinin (davada hak iddia eden ve kendisine karşı hak iddia edilen kişilerin doğru belirlenmesi) sağlanmasıdır. Eğer başvuru dilekçesindeki bilgilerden asıl muhatabın kim olduğu anlaşılabiliyorsa veya taraflar arasında sadece isim/unvan benzerliği hatası varsa, davacıya bu hatayı düzeltmesi için süre verilir. Taraf hatası, temsilcide yanılma (asıl borçlu yerine onun şubesi, acentesi veya yetkisiz temsilcisinin gösterilmesi) kapsamında kalıyorsa, doğru tarafa arabuluculuk davetiyesinin ulaştırılması sağlanarak süreç yasal zemine oturtulabilir.
Şirket Unvanının Yanlış Yazılması ve Yargıtay Süreci
Olay: Bir tekstil fabrikasında 5 yıl boyunca işçi olarak çalışan Ahmet Bey, iş sözleşmesinin haksız feshedilmesi üzerine tazminat haklarını alabilmek için dava açmak istemiştir. Ahmet Bey, hukuki süreçlerden çekindiği ve masraf yapmak istemediği için arabuluculuk başvurusunu kendi başına yapmaya karar vermiştir. Ancak çalıştığı firmanın resmi unvanı “Mavi Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” olmasına rağmen, başvuru formuna fabrikanın tabelasında yazan “Mavi Konfeksiyon” ismini yazmıştır.
Süreç ve Uyuşmazlık: Arabulucu, başvuruda belirtilen “Mavi Konfeksiyon” adına davetiye çıkarmış ancak bu isimde resmi bir tüzel kişilik bulunmadığı için görüşmelere kimse katılmamıştır. Arabulucu, sürecin anlaşmazlıkla sonuçlandığına dair son tutanak (arabuluculuk faaliyetinin bittiğini gösteren resmi belge) düzenlemiştir. Ahmet Bey, bu tutanakla İş Mahkemesinde “Mavi Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.” aleyhine tazminat davası açmıştır. Davalı şirket vekili, arabuluculuk başvurusunun müvekkil şirkete yapılmadığını, taraf isimlerinin farklı olduğunu belirterek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesini talep etmiştir.
Hukuki Çözüm: Yerel mahkeme ilk etapta davayı reddetme eğilimi göstermiş olsa da, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları incelendiğinde durum değişmiştir. Ahmet Bey’in sunduğu iş sözleşmesi, maaş bordroları ve SGK kayıtlarında davalı şirketin unvanının açıkça yer aldığı, arabuluculuk başvurusundaki hatanın sadece tabeladaki isimden kaynaklanan bir maddi hata olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, davacı Ahmet Bey’e taraf değişikliği veya arabuluculuk dosyasındaki eksikliğin tamamlanması için kesin süre vermiştir. Doğru şirkete yönelik bilgilendirme ve usuli işlemler tamamlandıktan sonra davanın esasına (esastan incelenmesine) geçilmiştir. Bu sayede vatandaşın hak kaybına uğraması önlenmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Arabuluculuk başvurusunda karşı tarafın adını yanlış yazarsam davam reddedilir mi?
Her yanlışlık doğrudan davanın reddine yol açmaz. Eğer yapılan hata bir unvan veya maddi yazım hatası ise ve evraklardan asıl borçlu anlaşılabiliyorsa, mahkeme size bu hatayı düzeltmeniz için süre vermelidir. Ancak tamamen farklı ve alakasız bir kişiyi bildirdiyseniz davanız dava şartı yokluğundan reddedilebilir.
Yanlış taraf adına düzenlenen son tutanakla doğru tarafa dava açabilir miyim?
Doğrudan açılması durumunda davalı taraf husumet (taraf) itirazında bulunacaktır. Mahkeme, aradaki hatanın maddi hata veya temsilcide yanılma olup olmadığını inceler. Hak kaybı yaşamamak adına, hatanın fark edildiği an arabuluculuk sürecinin doğru tarafla yeniden başlatılması en güvenli yoldur.
Arabuluculukta şirket yerine şirket ortağının adını yazmak usulsüzlük müdür?
Evet, şirketlerin ayrı bir tüzel kişiliği vardır. Şirket borçları için şirket ortağının şahsen arabuluculuğa çağrılması hukuki bir hatadır. Bu durum temsilcide yanılma olarak değerlendirilebilirse de, sürecin şirket tüzel kişiliğine karşı usulüne uygun yürütülmesi zorunludur.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Hukuki süreçlerinizde ve arabuluculuk görüşmelerinde hak kaybına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.


