Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Sözleşmesine Eklenen Cezai Şartın Bağlayıcılığı ve Yargıtay Yaklaşımı
Türkiye Cumhuriyeti hukuk sisteminde, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı mahkemeye gitmeden, dostane ve hızlı bir şekilde çözmesini sağlayan en etkili kurumlardan biri arabuluculuktur. Taraflar, arabulucu eşliğinde yürüttükleri müzakereler sonucunda bir uzlaşmaya vardıklarında bu durumu bir arabuluculuk anlaşma belgesi ile kayıt altına alırlar. Bu belge, imzalandığı andan itibaren tarafları bağlayan hukuki bir sözleşme niteliğindedir. Uygulamada, tarafların bu sözleşmede verdikleri sözlere (örneğin bir borcun belirli bir tarihte ödenmesi, bir taşınmazın devredilmesi gibi) sadık kalmalarını garanti altına almak amacıyla sözleşmeye bir cezai şart (sözleşmeye aykırı davranılması halinde ödenecek caydırıcı tazminat miktarı) maddesi eklenip eklenemeyeceği sıkça merak edilmektedir.
Hukukumuzda temel ilke, tarafların kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmamak kaydıyla bir sözleşmenin içeriğini özgürce belirleyebilmesidir. Bu durum Borçlar Kanunu’nda sözleşme özgürlüğü olarak tanımlanır. Dolayısıyla, tarafların iradeleriyle üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş ve işlemler için düzenlenen bir arabuluculuk anlaşma belgesine cezai şart konulması hukuken tamamen geçerlidir. Yargıtay’ın güncel içtihatları da tarafların arabuluculuk masasında karşılıklı mutabakatla ve özgür iradeleriyle belirledikleri cezai şart maddelerinin bağlayıcı olduğunu açıkça kabul etmektedir. Cezai şartın varlığı, tarafların anlaşma hükümlerine uymasını teşvik ederken, sürecin güvenirliğini de artırmaktadır.

Arabuluculuk anlaşma belgesinde kararlaştırılan cezai şartın geçerli olabilmesi ve hukuki bir sorun yaşanmaması için belirli yasal sınırlara ve şartlara dikkat edilmesi gerekmektedir:
- Sözleşme Özgürlüğünün Sınırları: Belirlenen cezai şart, dürüstlük kurallarına aykırı, aşırı fahiş veya karşı tarafı ekonomik olarak mahvedecek nitelikte olmamalıdır. Borçlar Kanunu uyarınca hakim, aşırı gördüğü cezai şart miktarını tenkis etme (aşırı yüksek bulunan miktarı hukuka uygun bir seviyeye indirme) yetkisine sahiptir.
- Açık ve Net İfade Edilmesi: Cezai şartın hangi durumların ihlali halinde, ne kadar miktarda ve ne şekilde ödeneceği arabuluculuk belgesinde hiçbir yoruma yer bırakmayacak kadar net yazılmalıdır.
- İradelerin Sakatlanmamış Olması: Anlaşma anında taraflardan birinin hata, hile veya korkutma gibi iradeyi sakatlayan durumlar altında imza atmamış olması, sürecin tamamen şeffaf yürütülmesi gerekir.
Arabuluculuk süreci, niteliği gereği ihtiyari arabuluculuk (tarafların tamamen kendi istekleriyle masaya oturması) veya ticari ile iş hukuku uyuşmazlıklarında olduğu gibi (mahkemeye gitmeden önce tamamlanması zorunlu olan yasal aşama) olarak karşımıza çıkabilir. Her iki süreçte de elde edilen anlaşma belgesi, usulüne uygun şekilde (anlaşma metninin mahkeme kararı gibi icra daireleri vasıtasıyla zorla uygulanabilmesini sağlayan resmi onay) alınması durumunda bir mahkeme ilamı gücünü kazanır. Eğer taraflardan biri sözleşmedeki taahhüdünü yerine getirmez ve belirlenen cezai şartı ödemezse, diğer taraf yeni bir dava açmakla uğraşmaz; doğrudan icra takibi başlatarak hakkını çok hızlı bir şekilde tahsil edebilir.
Ticari Arabuluculukta Zamanaşımı Süreleri Nasıl Etkilenir? yazımızı okumak için
Sözleşme İhlali Karşısında Cezai Şartın İcra Edilmesi
Olay: Bir inşaat firması ile tedarikçi şirket arasında, malzeme teslimatının gecikmesinden kaynaklanan 500.000 TL’lik bir alacak uyuşmazlığı meydana gelmiştir. Taraflar, ticari uyuşmazlıklarda zorunlu olan dava şartı arabuluculuk sürecinde bir araya gelmiştir. Yapılan müzakereler sonucunda, inşaat firmasının bu borcu 5 eşit taksitte ödemesi konusunda anlaşma sağlanmıştır. Ancak tedarikçi şirket, ödemelerin gecikme riskine karşı sözleşmeye “Taksitlerden herhangi biri gününde ödenmezse, kalan tüm borç muaccel olur (tüm borç vadesi gelmiş gibi hemen ödenebilir hale gelir) ve ayrıca ihlal eden taraf 100.000 TL cezai şart öder” maddesinin eklenmesini talep etmiş, inşaat firması da bunu kabul ederek belgeyi imzalamıştır.
Uygulanan Süreç: İnşaat firması ilk iki taksiti zamanında ödemiş, fakat üçüncü taksiti vadesi geçmesine rağmen yatırmamıştır. Tedarikçi şirket, arabuluculuk anlaşma belgesine sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi almış ve borçlu şirkete karşı doğrudan icra takibi başlatmıştır. İnşaat firması, cezai şartın haksız olduğunu ileri sürerek takibe itiraz etmek istemiştir.
Sonuç: İcra mahkemesi, tarafların arabuluculuk masasında özgür iradeleriyle bir cezai şart kararlaştırdıklarını, bu belgenin mahkeme ilamı niteliğinde olduğunu ve sözleşme şartlarının ihlal edildiğinin sabit olduğunu belirterek borçlunun itirazını reddetmiştir. Tedarikçi şirket, arabuluculuk belgesindeki cezai şart maddesi sayesinde hem kalan borcun tamamını hem de 100.000 TL tutarındaki cezai şartı, yıllarca sürecek yeni bir alacak davası açmak zorunda kalmadan, sadece 3 hafta içinde icra yoluyla tahsil etmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. İş hukuku arabuluculuk belgelerine işçi aleyhine cezai şart konulabilir mi?
İş hukukunda “işçinin korunması” ilkesi esastır. Bu nedenle, iş sözleşmelerinde veya arabuluculuk belgelerinde sadece işçi aleyhine tek taraflı olarak konulan cezai şartlar Yargıtay tarafından geçersiz kabul edilmektedir. Cezai şartın iş hukukunda geçerli olabilmesi için iki taraflı (hem işçiyi hem işvereni bağlayacak şekilde dengeli) olması şarttır.
2. Arabuluculukta belirlenen cezai şart çok yüksekse mahkeme bunu indirebilir mi?
Evet, Borçlar Kanunu hükümleri gereğince, arabuluculuk belgesinde yer alsa dahi aşırı fahiş olduğu iddia edilen cezai şartlar için mahkemeden indirim (tenkis) talep edilebilir. Hakim, tarafların ekonomik durumunu ve olayın niteliğini inceleyerek hakkaniyete uygun bir indirim yapabilir.
3. Cezai şart içeren arabuluculuk belgesi doğrudan icraya verilebilir mi?
Belgenin doğrudan ilamlı icraya verilebilmesi için öncelikle mahkemeden veya tarafların ve avukatlarının ortak imzası varsa ilgili yasal usullerle icra edilebilirlik şerhi alınması gerekir. Şerh alındıktan sonra belge mahkeme kararı hükmüne geçer ve cezai şart miktarı için doğrudan icra takibi başlatılabilir.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Hukuki süreçlerinizde ve arabuluculuk görüşmelerinde hak kaybına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.


